Sitemizde Güncel Mevzuatı Bulabilirsiniz

Prof.Dr. Feyzi ULUĞ

Milli Eğitim Bakanlığı’nın  öteden beri 652 sayılı bakanlığın kuruluş ve görevleriyle ilgili KHK’da kimi yeni düzenlemelere gitme çabası içinde olduğu bilinmektedir. Son yapılan çalışmalardan birisi ise, MEB Maarif Müfettişlerinin yasal konumuyla ilgilidir. Kanun Tasarısında, personele ilişkin geçiş hükümleri başlığıyla oluşturulan geçici madde  de bununla ilgilidir. Yapılacak düzenleme yoluyla, maarif müfettişi ve müfettiş yardımcısı kadrolarında bulunanları, bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmadan ihdas edilen “Eğitim Uzmanı” kadrolarına atanmış saymaktadır. Düzenlemede, mesleğe yarışma ve yeterlik sınavıyla girenlerden denetçi, müfettiş ya da maarif müfettişi unvanını daha önce kazanmış olanların, bakan onayı ile Teftiş Kurulu Başkanlığındaki Bakanlık maarif müfettişliği kadrosuna ‘atanabilmesi’ hüküm altına alınmaktadır.

Yönetim 5 ayaklı bir süreçtir: planlama, örgütleme, yönlendirme, eşgüdümleme ve denetim. Bu ayaklardan herhangi birisinde ortaya çıkacak yetersizlik tüm sistemin işlemez kılınması sonucunu doğuracaktır. Buradan hareketle milyona varan çalışanı ile dev bir örgüt olan Milli Eğitim Bakanlığında denetsel görevlerin yetkili uzmanlık birimi olmadan yürütülmesi beklenemez. Bu birimin adı ister teftiş, isterse denetim olsun denetsel nitelikli görevleri yürütmek durumundadır. Getirilmek istenen düzenlemede MEB’de müfettişlik hizmeti kaldırılmamakta, tersine aynı unvan korunmakta, ancak bu unvana ilişkin kadroların içi boşaltılarak, mevcut müfettişlerin tasfiyesi amaçlanmaktadır. Bir kadro unvanı kapsamında yürütülen görevler ortadan kalkmadığı sürece o kadro unvanını dolduran kimseleri başka unvanlı kadrolara yasa yoluyla da olsa aktarmak Anayasayla güvence altına alınan temel ve sosyal haklar karşısında hukuka aykırılık oluşturacaktır. Çağdaş hukuk normları dikkate alındığında, böylesi bir işlemin Anayasa yargısı karşısında iptale konu olacağı açık bir gerçektir.Sınavla girilen kariyer bir meslek mensubunu sınav gerektirmeyen ve kariyere dayalı olmayan bir mesleğe (ilgili düzenlemede kariyer meslek olan maarif müfettişliğinden kariyer meslek olmayan eğitim uzmanlığına) yasa yoluyla da olsa atamanın, Anayasanın eşitlik ilkesi ile çalışma hakkı ve ödevini düzenleyen maddelerin getirilme amacına (ruh ve mantığına) aykırılık oluşturacağını söylemek gerekir.

Kamu görevleri yapısal olarak pek çok meslek alanını içinde barındırır. Bir kariyer mesleğe girmek, giren açısından bu mesleğin koşullarını kabul etmiş olmayı, devlet açısından da o mesleğin belirlenen ilkeler çerçevesinde gereklerinin yerine getirilmesi sorumluluğunu üstlenmeyi gerektirir. Yani, burada, taraflar arasında bir psikolojik sözleşme söz konusudur. Temel hukuk kurallarının varolduğu bir sistemde, karşılıklı sorumluluk ilişkisinin mutlaka yazılı olması, yani hukuki bir sözleşmeye dayanması zorunluluğu yoktur. Tıpkı, ‘bilinen köyü yeniden tarif gerekmediği gibi.’ Malumun ilanı olan bir şeyin de yazılı hukuk kuralına dönüşmüş olması gerekmez.

Devlet, mesleğe girdikten sonra işgören ile kendi arasındaki sözleşmeyi değiştirip çalışan üzerinde ‘hak kaybı yaratacak şekilde’ tek taraflı tasarrufta bulunma yetkisine sahip değildir. Burada ‘hak kaybı’ kavramı, yalnızca ekonomik kayıpları değil, özel sınav ve yeterlikler sonunda elde edilmiş olan statü kayıplarını da kapsar. Bu tür uygulamalar kazanılmış haklar bakımından, açık bir ‘hak gaspı’ olarak düşünülmelidir.

Yukarıda da vurgulanmaya çalışıldığı gibi, böylesi bir hak gaspı, eşitlik ve çalışma hürriyeti (md.48) ile çalışma hakkına (md.49) ilişkin Anayasa hükümlerine aykırılık oluşturacaktır. Aynı biçimde, ‘çıkarsama yoluyla’ kimsenin yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağını düzenleyen çalışma şartları ile ilgili anayasal kurala da (md.50) aykırılıktan söz etmek gerekir. Çünkü, Anayasa maddesinde sözü edilen ‘güç’  sadece fiziksel değil, uzmanlık alanı dışında bir işi yapmaya zorlanma kapsamında da değerlendirilmek gerekir.

Öte yandan, yapılacak düzenlemeyle MEB’de mevcut müfettişlerin meslekleri ellerinden alınmış olacağı dikkate alındığında, bunun da yine Anayasada güvenceye alınan ‘kanun önünde eşitlik ilkesine’ aykırılık taşıyacağı ortadadır. Zira, Anayasamıza göre, “hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”(md.10)  Oysa, yapılmak istenen düzenleme, idareye mevcut maarif müfettişlerinin mesleklerinin ellerinden alınmasını; buna karşılık idarenin tek taraflı istemiyle bu müfettişlerden dilediğini yeniden aynı mesleğe atama yapabilmesine olanak vermektedir. Yani, bir müfettiş, kariyer yoluyla kazanmış olduğu mesleğinden, yasa zoruyla çıkarılmakta, yürütmenin (MEB’in) takdiriyle de çıkarıldığı mesleğe yeniden alınabilmesi sağlanmaktadır. Bunun mevcut müfettişler içinde yürütmenin ayıklama yapması için düzenlendiğine hiç kuşku yoktur. Böyle bir düzenleme, açıktır ki, ne demokratik ne de çağdaş devlet gerekleriyle bağdaştırılabilir. Bu durum, her şeyden önce Türkiye’nin de altına imza koyarak tarafı olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kararlarıyla da  açık çelişki oluşturacaktır.

Taslağa göre, idareye sınırları belirsiz bir keyfiyet alanı sağlanmakta, dilediği gibi (keyfi) tasarrufta bulunması için alan açılmaktadır. Dolayısıyla getirilmek istenen düzenlemeyle açıkça eşitlik ilkesinin ihlali söz konusudur. Kaldı ki, Anayasamıza göre herkes ‘yaşama ve maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına’ sahip kılınmıştır (md.17). 652 sayılı KHK’da değişiklik tasarı taslağı, getirdiği hükümlerle, maarif müfettişlerinin mesleki anlamda ‘manevi varlığını’ koruma ve geliştirme olanağının ellerinden alınması bağlamında, bunların yaşam haklarına açık saldırı planının bir parçası gibidir.

Sonuç olarak, hazırlanan taslak, maarif müfettişlerinin kazanılmış mesleki hak ve yetkilerini gasp etmeyi amaçlaması bakımından, Türkiye’nin tarafı olduğu uluslar arası belgelere ve Anayasaya açık aykırılıklar taşımakta, idareye keyfi davranma hakkı sağlayarak da hukukun temel ilkelerini ayaklar altına alan bir düzenleme özelliği taşımaktadır.



ALINTI:TEMSEN

 

 

Kamuoyuna duyurulur…

Aldığımız bilgilere göre 23 Mayıs'ta TBMM’sine sevk edilen MEB Teşkilat yasa tasarısında şu an görevde bulunan 2514 Maarif Müfettişinin hiçbir gerekçeye dayanmadan Anasayada teminat altına alınan kariyer mesleği olan müfettişlikten, kariyer meslek olmayan eğitim uzmanı  unvanına kaydırılarak tasfiye edileceği anlaşılmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı kendisine bağlı binlerce kurum yanında, bir milyona yakın personele sahip devasa yapıdır. Bu kurumda Müfettiş olabilmek gerçekten zorlu koşulları geçebilmek ile mümkün olmaktadır. Öncelikle hem eski Bakanlık ve İlköğretim Müfettişliği için şu anda da, Maarif Müfettişliği için geçerli olan yazılı sınava girme şartlarına haiz olanlar içinden 70 puan üzeri alarak, %2-3’lük dilime girmek gerekmektedir. Yazılı sınavı başaranlar mülakat sınavına alınmakta komisyon önünde, 3 kapalı zarfta çekilen sorulara doğru yanıt vererek, ayrıca temsil kabiliyetini göstererek 70 puan üstünü alarak, ortalamada kontenjan sayısına girebilenler müfettiş yardımcısı olarak göreve başlamaktadır. Özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinin zorlu şartlarında 3 yıl yardımcılık görevi sonrası hizmet içi eğitime alınarak yeterlik sınavında 70 puan üzeri almak zorundadırlar. Bu zorlu süreçleri başaranlar ancak, Müfettiş olarak görevine devam etmektedir. Bu kadar büyük emekler içeren bir çabanın bu kadar kolay elimizden alınması kabul edilemez bir durumdur. Bu kadar deneyim ve tecrübeye sahip müfettiş topluluğunun eğitim uzmanı ünvanı gibi yetkisiz  göreve alınması kamu zararı ve kaynak israfından başka bir şey değildir.

Müfettişler aynı zamanda idari hukukçudur. İnceleme ve soruşturma boyutunda yaptıkları tekliflerle hukuki işlemlerin tesis edilmesine sebep olmaktadırlar. Yani hakim, savcı gibi çalışması, bağımsız teminat altına alınması gereken bir meslektir. Bir müfettişin görevden alınması geçerli mevzuata göre de, soruşturma veya sağlık sebeplerine dayanmak zorundadır. Bu güvence hiçbir gerekçe olmadan bir kalemde silinmektedir. Çıkarılacak olan kanun tabi ki yasalara aykırıdır, çünkü anayasa da müfettişlik kariyer meslek olarak tanımlanıyor ve kanun inşallah AYM'den dönecektir.


Sevk edilen taslağın içeriğine baktığımızda ekli dört sayılı listede;

Müfettiş kadrosu verildiği görülmektedir. Kızağa alınan 2514 müfettişten 500 tanesinin bu göreve mülakat ile alınacağı belirtilmektedir. Zaten mülakat sürecinden zamanında geçerek müfettiş olmaya hukuki olarak hak kazanmış, kişilere ne amaçla mülakat yapılacaktır. Ayrıca şu anki Rehberlik ve Denetim başkanı dahil seçilme, eğitim ve liyakatleri birbirine emsaldir, neye göre seçim yapılacaktır. Bu hukuken kabul edilemez bir durumdur. Kazanılmış hakların kaybedilmesidir. Şimdiye kadar harcanan ömür ve emeklerin bir kalemde silinmesi demektir.Mağdurların hukuken her türlü yola başvuracağı açıktır. Kazanılacak hukuki sonuç sonrası tam yargı davaları ile sebep olanların maddi ve manevi tazminatlarla karşılaşacağı aşikardır.Bu da devletimiz açısından hem zaman, hem de maddi kayıplara sebep olacaktır. Fakat bu durum çözümsüz değildir.

ÇÖZÜM OLARAK; TBMM Milli Eğitim Komisyonunda yapılacak görüşmede, sevk edilen tasarıda yukarıda ekli (4) sayılı listede ihdas edilen müfettiş sayısı halihazırda görevde olan 2514 sayısını kapsayacak şekilde yükseltilmelidir. Zaten taslakta belirtildiği gibi merkezde ve taşrada çalışma merkezleri oluşturulacağından, bu sayı görev alanlarına, görev yüküne göre planlanıp, dağıtılabilir. Bir milyona yakın personeli,  binlerce kurumu olan devasa yapının merkeze alınacak 500 müfettiş tarafından denetlenmesi, rehberlik faaliyeti yanında Türkiye çapında inceleme soruşturma yapılması bilimsel olarak da mümkün değildir. Şu an mevcut 2514 müfettiş sayısı bile buna yetmemektedir. Okullardan yurtlardan medyaya yansıyan istismar, usulsüzlük vs. olaylarının önlenmesi denetimin arttırılması ile mümkün olabilecektir. Ayrıca Milletimizin ve ülkemizin geleceği eğitimin geliştirilmesi ve kalitesinin arttırılması ile gerçekleşebilir. Müfettişlerin pasifize edilmesinin buna ne gibi katkısı olacaktır. Devletimizin denetim mekanizmasında emsal hali hazırda mevcuttur. Maliye Bakanlığı Vergi denetmenlerini, vergi müfettişi yaparak maliye müfettişleri ile birleştirmiş,  Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinden 4 kat fazla sayıda (Vergi Müfettişi Sayısı:9109) olmalarına rağmen kadro vererek merkeze bağlı olarak merkezde ve taşrada yapılandırmıştır. Ülkemiz için eğitim, mali işlerden daha mı değersizdir. Burada yapılmak istenen sadece benim anlayışıma, benim dünya görüşüme uygun istediğimi ve söylediğimi harfiyen  yapacak müfettiş profili midir.?

Biliyorum ki müfettişlere yapılan bu haksızlığı engelleyebilecek, düzeltebilecek tek yetkili Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’dır.

Son olarak duygularımızı da yaşadığımız, bu haksızlığı da dile getirmek isteriz. Bu kul hakkıdır. Eğer bu tasarı bu şekilde yasalaşıp müfettişler olarak bu haksızlığa uğrarsak, asla buna sebep olanlara hakkımızı helal etmiyoruz.  Allah'a (C.C.) havale ediyoruz.. Bu mağduriyetin geç kalınmadan düzeltilmesi dileğiyle … Saygılarımızla….                  

Haksızlığa uğradığını düşünen Maarif Müfettişleri adına….

Anlayabileceklere:

“Muhakkak Allah adaleti, iyiliği, yakınlara yardım yapmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar.”(Nahl 16/90);


            “Muhakkak, Allah size emanetleri ehlinize vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder,” (Nisa,4/59);


           "Ey müminler, her davranışınızda Allah'ı sıkı sıkıya gözeten ve adalete bağlı şahitlik eden kimseler olunuz. Sakın herhangi bir gruba karşı duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Adil olunuz, takvaya en yakın tutum budur. Allah'tan korkunuz. Hiç kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır." (Maide-8).


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Köşe Yazarları
Mustafa AYGÜN
25.05.2016
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ

Himmet YÜCELDİ
23.05.2016
DESTEK EĞİTİM ODALARI (YENİ)


DUYURU

BU SİTE  MAARİF MÜFETTİŞLERİ TARAFINDAN HAZIRLANMAKTADIR.

Köşe yazıları aylık olarak yayınlanmaktadır

Facebook Beğen butonu sayfanın en alt bölümünde açılmıştır. Aramıza katılmanız dileğiyle..

Sitemizde Arama Butonu ile Mevzuat İçinde arama Yapabilirsiniz. Mevzuat metinleri içerisinde CTRL+F tuşuna bastıktan sonra çıkan bölümde aradığınıza kolayca ulaşabilirsiniz

Son Yorumlar
Anketler
Sizce öğretmenlerin hangi hizmetiçi eğitim konusuna öncelikle ihtiyacı bulunmaktadır?
 

Facebook

www.egitimmevzuat.com © 2010
Sitemizdeki yazı, dosya ve yorumlar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.